Rio

O kadar uzun zamandır blog yazmadım ki, siteyi nasıl kullanacağımı yeniden öğrenmem gerekiyor. Malum.. değişiklikler olmuş. Alışacağız artık.

Aradan geçen bu uzun süre içinde hayatımın en önemli 3 erkeğinden 2'si epey yol katettiler. Büyüdüler, okullu oldular. Nasıl yürüyecekler, nasıl konuşup dertlerini anlatacaklar derken, okumayı, yazmayı öğrenebilecekler mi, okula düşmeden yaralanmadan gidip gelebilecekler mi diye meraklandık bir süre. Artık şimdi kocaman abiler oldular. Ardlarından gelen minik yeğenlere kaydı endişelerimiz. Şimdi Efe 3., Emir 2. sınıfta. Gidişatımız  şimdilik güzel. Nesillerimiz arasındaki farkları gün geçtikçe daha çok farkediyorum. Kendimi hatırlamaya çalışıyorum. 3. sınıftayken nasıldım, diye. Hatırladıklarım bile çok çok az. Bir de kendi çocuklarıma, bugünün çocuklarına bakıyorum; Aradaki fark inanılmaz. Bizim tek derdimiz günlük ödevlerimizi bitirip bebeklerimizle/arabalarımızla ya da lego gibi oyuncaklarımızla oynamaktı. Şimdi çocuklar birbirlerine PC oyun CD'lerini ödünç veriyorlar. Akşam oynayıp ertesi gün kritik yapıyorlar. Hemen hemen hepsinin sosyal paylaşım sitelerinde sayfaları var. Okuldan çıkarken "Face"de görüşürüz. diyorlar.  Haftalık, aylık hatta yıllık plan yapıyorlar! Özgüvenleri hayli gelişmiş ve kendi zevkleri ve tercihlerini kabul ettirmenin türlü yollarını rahatlıkla bulabiliyorlar. Okul ve ev kurallarının açıklarını bulup kullanıyorlar. Ödül olarak bir öpücük sarmıyor artık. Ben öpücük sayısını artırmakta biraz çare buldum ama ne kadar dayanır bilmiyorum. laugh  Tabi tüm saydıklarımla mücadelemiz mevcut. Aslında tam bir mücadele de sayılmaz. Kontrol kurma diyelim biz buna. Çünkü bizim zamanımızın şartlarıyla şimdiki şartlar oldukça farklıysa, çocuk yetiştirme tekniklerinin de farklılıklar göstermesi olağan. Artık çocuklara sade bir HAYIR yetemez. Sebebini merak eder ve cevabını almadan rahat edemez. Çünkü beyin gelişimleri hem bizi çocukluğumuzdan hem de şimdiki halimizden hızlı ve kapsamlı. Önemli olan yönlendirme. Ben yeni nesilden oldukça umutluyum. Umudumu kıran tek şey bu mükemmel beyinleri köreltebilen ebeveynler. İsteyerek yapılmıyorsa da, cahil otorite ne kadar işe yarar. Zamane çocukları daha az mekanik, daha çok dijital seviyor. Çünkü bunu görüyorlar. Gördükleri ve etraflarını saran bu teknolojiye kurban olmadan, onu yönlendirmek, doğru ve etkili kullanmayı öğretmek bizim üzerimize düşüyor elbet. Yasaklayarak veya yok farzederek nereye varılmak istenebilir ki? Hayat dijital, geleceğin meslekleri dijital ağırlıklı, iletişim dijital, en kuvvetli ve hızlı bilgi kaynakları bile dijital. Uzak tutmak yazık olur. Fakat süre kısıtlayarak, doğru kullanıma yönelik eğiterek, dünyayı içine girerek tanıtmak, dijital akıma kapılmayan, teknolojiye de hakim çocuklar, gençler yetiştirmenin başlıca yöntemleri olsa gerek.

 

Aslında bugün açılış konum sadece, geçtiğimiz cuma gösterime giren 3D animasyon filmi Rio hakkında olacaktı. Fakat film öncesi çocuklarla yaptığımız konuşmaları hatırlayınca konum buralara kaydı. Yine de geç kalmış sayılmam. Babamız sinemaya gitme fikrini ortaya atınca küçük oğlum Emir çok sevindi. Fakat Efe suratını astı çünkü O, alışveriş merkezinin çoğu dijital olan jetonlu oyuncaklarıyla dolu dünyasında kendini kaybetmek istiyordu. Bunu defalarca yapmıştık ve bu haftasonu ilk kez 3D deneyimi yaşayabileceğimiz bir filme gitmek, patlamış mısır yiyip hep beraber gülmek istedik. Ailenin ve arkadaşlığın önemini, aklımızla kalbimizin arasında olması gereken dengeyi işleyen bu filmde kendimizden birşeyler bulmak istedik. Efe'yi ikna etmek epey zor oldu ama oldu. Filme girdik. Gözlükleri görünce birden tüm o kasveti terketti. Hele film başlayıp da, uçuşan kuşlara dokunma istekleri başlayınca keyfine deyemedik. Biz bile çocuklarla aynı heyecanı yaşadık. Yamaç paraşütü sahnelerinde Rio sahili üzerine biz de dalış yaptık. Karnavalda uçuşan konfetileri biz de yakalamak istedik. Eğer Efe tüm bu görsel güzelliklere kayıtsız kalsaydı gerçekten çok üzelecektim. Çocukluğun o masum ruhunu yitirdiğini düşünecek, büyük bir umutsuzluğa kapılacaktım. Ki hala bebeksi halleri hoşuma gidiyor diye bazı komik telaffuzlarını bilhassa düzeltmiyorum. Birgün büyüyüp saflıklarını kaybedecekler. O gün hala içlerinin manevi dolgular taşıması için yılmadan çabalamaya devam..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !